İlticâ ve Sığınma Vesilesi Safer Ayı

İlticâ ve Sığınma Vesilesi Safer Ayı

Tarih: 1 Kasım 2016

Hicrî ayların ikincisi olan Safer Ayı, Evliyâ-i Kirâm’dan bazı büyük zâtlar tarafından sığınma vesilesi olarak görülmüş bir ay olma özelliği taşımaktadır. Bu hususiyetine binaen, ay boyunca tevbe-istiğfâr ve duâyı elden bırakmamak, ibâdet ve tâat konusunda daha hassas olmak güzel görülmüştür.

Yaratılmış olan hiçbir şeyde özü itibariyla uğur ya da uğursuzluk gibi bir hâl söz konusu olmayıp bereket ve bereketlenme de, birtakım belâların isabeti de sadece ve sadece Hâlik olan Allah Te‘âlâ’dandır. Bu ölçü amentüde; ‘’Hayrın ve şerrin Allah Te‘âlâ’dan olduğuna inanmak’’şeklinde bir i‘tikâd umdesi olarak yer almaktadır.

Uğursuzluğun olup olmadığı gündeme geldiğinde, ilgili nassların bir kısmının uğursuzluk diye bir şey olmadığı yönünde bir anlatıma sahip olduğu, bir kısmınınsa uğursuzluk tasavvurunun varlığına delâlet ettiği görülmekte, bu nasslar arasında ilk bakışta bir tearuz (çelişki/çatışma) olduğu zannedilmektedir.

İslâm’da Uğursuzluk Var mıdır?

Konuyla ilgili nassları şu şekilde te’lif edebilmek mümkündür: Yaratılmış hiçbir şeyde uğursuzluk olmadığını beyan eden nasslar[1], bu uğursuzluğun eşyanın -bizzat- kendisinden olmadığını (ancak Allah Te‘âlâ’nın takdiriyle olabileceğini) anlatmaktadır. Uğursuzluğun varlığından bahseden ve özellikle Kur‘ân-ı Azîmüşşân’da bazı kavimlere gönderilen ve onların helâkine sebep olan belâların uğursuzluk olduğunu ifade eden, bazı hadîs-i şeriflerde de musibetlerin isabeti noktasında Çarşamba günü gibi belli zaman dilimlerinin takdir edilmiş olduğunu beyan eden nasslardaki[2] anlatım da esasında bundan farklı değildir. İkinci kısımda işaret etmiş olduğumuz nasslar, söz konusu belâların, vaktiyle beraber Allâh (Celle Celâlühû)nun takdiriyle indirilip isabet ettiğini anlatmaktadır. Bahsettiğimiz deliller konu bütünlüğü içerisinde değerlendirildiği takdirde bir teâruz durumu olmadığı anlaşılacaktır.

Dolayısıyla Safer ayında bir uğursuzluk bulunduğunu ya da belâların yeryüzü ve üzerinde bulunanlarla bu ayda buluşup onlara bu ayda isabet etmesi yönündeki tasavvuru savunan bazı velîlerin[3] anlayışıyla mezkûr nasslar arasında bir teâruz bulunmadığını söyleyebilmek hiç de zor değildir. Söz konusu tartışma ve münakaşaların hepsi bir yana, bizlere böyle bir haber ulaşmış olmasına ve Safer ayında insanlar için fena hâdiselerin arttığı yönündeki istatistiki verilere binaen, bu haberleri Allah Te‘âlâ’ya sığınma vesilesi edinmemiz bir eleştiri sebebi değil bilâkis yerinde bir davranış olarak görülmelidir.

Hülâsa; Rabbimiz, sene içerisindeki bazı zaman dilimlerini huzûr ve felâh vesilesi günler olarak takdir ettiği gibi, bazı zaman dilimlerini de kendisine sığınma, ilticâ etme günleri kılmıştır.

Bu Konu İ‘tikâdî Bir Konu mudur?

Safer ayıyla ilgili münakaşaların sebeplerinden biri de bu konunun i‘tikâdî bir konu olduğunun iddia edilip tartışmaların bu zeminde sürdürülmeye çalışılması ve bu konuyla ilgili gündeme getirilen bazı hadîslerin taz‘îf edilerek (zayıf sayılarak) değerlendirme dışı bırakılmasıdır. Oysaki bu mesele i‘tikâda taallûk eden bir mesele olmayıp terğîb ve terhîb alanında ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir meseledir. Bu sebeple, konuya delâlet eden hadîs-i şerîflerin bazısı sıhhat-zaaf durumu esas alındığında zayıf olmuş olsa bile; fazîletler, terğîb ve terhîb alanında zayıf hadîsle amel etmek meşrû ve tavsiye edilen bir iştir. Sene içerisinde 320 bin kadar belânın dünya semâsına indirildiğini ve yeryüzüne inişinin ise bu ayda (Safer ayında) gerçekleştiğini keşfen haber vermiş olan velîlerin ifşaatları da bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Keşif, her ne kadar dinîn aslından müstakil bir delil sayılmasa da, şer‘î ölçülerle ortaya konulmuş bir konuya aykırılık içermediği hatta söz konusu şer‘î açıklamaya uygun düşmekle beraber, tafsîl edici bir nitelik taşıdığı takdirde kabule ve amele konu olabilmektedir. Sözü edilen keşif ayrıca ifşaat açısından birden çok velinin ittifakıyla nakledildiğinde, bu yolla edinilmiş olan bilginin keşif sahibi velîlere itimat eden kimseler için değerli ve kıymetli bir bilgi niteliği kazanması yerilecek bir iş olarak görülmemeli, bu ittifak ihtiyat ve edeple karşılanmalıdır.

Safer Ayı İlticâ ve Sığınma Vesilesi İttihâz Edilmelidir

Bu itibarla Safer ayı, Rabbimizin çokça hatırlanmayı ve çokça sığınılmayı murâd ettiği önemli bir aydır. Bundan dolayı Safer ayını bir sığınma vesilesi edinmeli, tevârüs etmiş olduğumuz müktesebatın bize tavsiye ettiği duâ, zikir, evrâd, ezkâr ve ibâdetlerle Allah Te‘âlâ’ya elimizden geldiğince sığınmalı, bu ayda elde edeceğimiz hassasiyet ve manevî irtibatı, bütün seneye yayacak bir bilinç ve anlayışı kazanma konusunda değerlendirmeliyiz.

Safer Ayında Yapılacak Duâ ve İbâdetler

Safer Ayında yapılacak duâ, ibâdet ve terkibler hakkında malûmata site içeriğimizde yer alan makalelerimizden erişim sağlayabilirsiniz.

Safer ayına mahsus duâlar, genel olarak haftalık muhafaza niyetiyle okunacak duâ, Safer ayında tekrarlanması hayırlara vesile olan duâlar ve Safer ayında kılınacak namazlara dair malûmata erişmek için tıklayınız.

Safer ayının son Çarşamba gecesi ve eski (Rûmî) Mart ayının ilk Çarşamba gecesi okunacak, bir senelik belâlardan korunmaya vesile olacak duâ, Safer ayının ilk gece namazı, Safer ayının son Çarşamba günü namazı ve bu aya mahsus Salavât-ı Şerîfelere erişmek için tıklayınız

Dipnot


[1] Buhârî, Cihâd:47, Nikâh:17, Tıb:43, 54; Müslim, Selâm:102, Tıb:117-120.
[2] Fussilet Sûresi:16; Buharî, Edebü’l-Müfred, s. 293, No:725; Beyhaki, Şua‘bu’l-Îmân, Sıyam, No:3874; İbn Arrak, Tenzîhu’ş-Şeria‘, 1/53-56, No:19-24; Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an, 15/333; Âlûsi, Rûhu’l-Meânî, 13/173.
[3] Dünya semâsına inen belâların yeryüzüne Safer ayında indirildiğini beyan ederek bundan sakınıp Allah Te‘âlâ’ya ilticâ etmeye dair konuya evrâd ve ezkâr türü eserlerinde yer vermiş olan âlimlerden bazıları: İsmail Hakkı Bursevî (Ruhû’l-Beyân’ında), İbrahim İbnu Muhammed el-Ensârî, Şeyh Muhammed Ebu’l-Yüsr Âbidin, es-Seyyid Mâü’l-Ayneyn, Muhammed İbnu Hâtiruddîn, Allâme Şeyh Muhammed İbnu Abdi’l-Hayy ed-Dâvûdî, (bu zâtın Şeyhi) Şeyh İlyas, eş-Şeyh Ferîdüddîn en-Nakşibendî, Ferîdüddîn Şekergenç, Hâce Mu‘înüddîn ve İbrâhim el-Kûrânî ve Efendi Babamız Ali Haydar Efendi Hazretlerinin yakın dostlarından Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (Kaddesallâhu Esrârahum).

—-

Safer Ayı Duaları

Tarih: 22 Kasım 2014

Haftalık Muhafaza İçin Okunacak Bir Duâ

Müsnedü’l-Firdevs isimli eserde zikredilen bir hadîs-i şerîfe göre: Her kim Salı günü üç kere:

اَللّٰهُمَّ يَا كَافِيَ الْبَلَاءِ إِكْفِنَا الْبَلَاءَ قَبْلَ نُزُولِهِ مِنَ السَّمَاءِ
يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ

derse bir salıdan diğer salıya kadar muhafaza olunur.

Her çarşamba gecesi okunacak dua

Mâü’l-ayneyn Hazretlerinin ehli hayrdan ve ehli ilimden güvenilir zatlardan naklettiğine göre her çarşamba gecesi yâni salıyı çarşambaya bağlayan gece akşamla yatsı arasında:

Yüz kere: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Yüz kere: يَا خَالِقُ
Yüz kere: سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ

Yüz kere: لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِokumaya devam eden kişiyi Allâh-u Te‘âlâ o sene inecek bütün belâlardan muhafaza eder.

Safer ayında her gün okunacak dua

Her kim bu duayı Safer ayının her günü okursa Allâh-u Te‘âlâ onu bir dahaki Safer ayına kadar o sene olacak bütün belâ ve musîbetlerden korur. O sene ona asla hiçbir belâ isabet etmez. (Muhammed ibn-ü Hatîrü’d-dîn, el-Cevâhiru’l-hams, sh:50-51)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ وَعَلٰى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ

اَللّٰهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ هٰذَا الشَّهْرِ وَمِنْ شَرِّ هٰذَا الْيَوْمِ وَمِنْ كُلِّ شِدَّةٍ وَبَلاَءٍ وَبَلِيَّةٍ الَّتِي قَدَّرْتَ فِيهِ يَا دَهْرُ يَا دَيْهُورُ يَا دَيْهَارُ يَا كَانُ يَا كَيْنُونُ يَا كَيْنَانُ يَا أَزَلُ يَا أَبَدُ يَا مُبْدِئُ يَا مُعِيدُ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَالْإِكْرَامِ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَجِيدِ أَنْتَ تَفْعَلُ مَا تُرِيدُ

اَللّٰهُمَّ احْرُسْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لاَتَنَامُ فِي نَفْسِي وَمَالِي وَأَهْلِي وَأَوْلاَدِي وَدِينِي ودُنْيَايَ الَّتِي ابْتَلَيْتَنِي بِصُحْبَتِهَا بِحُرْمَةِ الْأَبْرَارِ وَالْأَخْيَارِ بِرَحْمَتِكَ يَا عَزِيزُ  يَا غَفَّارُ يَا كَرِيمُ يَا سَتَّارُ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

اَللّٰهُمَّ يَاشَدِيدَ الْقُوٰى يَاشَدِيدَ الْمِحَالِ يَا عَزِيزُ يَا كَرِيمُ يَا كَبِيرُ يَا مُتَعَالْ، ذَلَّلْتَ بِعِزَّتِكَ جَمِيعَ خَلْقِكَ، اِكْفِنِي وَاكْفِنِي عَنْ جَمِيعِ خَلْقِكَ يَا مُحْسِنُ يَا مُجَمِّلُ يَا مُتَفَضِّلُ يَا مُنْعِمُ يَا مُكْرِمُ يَا اَللّٰهُ لاَ إِلٰهَ اِلاَّ أَنْتَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

اَللّٰهُمَّ يَا لَطِيفُ لَطَفْتَ بِخَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، اُلْطُفْ بِنَا فِي قَضَائِكَ وَعَافِنَا مِنْ بَلاَئِكَ وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِكَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ

اَللّٰهُمَّ بِسِرِّ الْحَسَنِ وَأَخِيهِ وَجَدِّهِ وَأَبِيهِ وَأُمِّهِ وَبَنِيهِ، اِكْفِنِي شَرَّ هٰذَا الْيَوْمِ وَمَا يَنْزِلُ فِيهِ يَا كَافِيَ الْمُهِمَّاتِ يَا دَافِعَ الْبَلِيَّاتِ، فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّٰهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ

Safer Ayında Tekrarlanmasında Hayır Olan Bir Dua

يَا دَافِعَ الْبَلَايَا اِدْفَعْ عَنَّا الْبَلَايَا فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ، إِنَّكَ عَلٰى

كُلِّ شَيْئٍ قَدِيرٌ

“Ey belâları defeden! Bizden belâları defet. Allâh koruyucu olarak (herkesten) daha hayırlıdır. Zaten acıyanların en merhametlisi ancak O’dur! Ey Allâh! Şüphesiz Sen her şeye kādirsin.”

Bu dua 11, 100, 311 gibi mübarek sayılarda tekrarlanabilir.

Safer Ayının İlk Gece Namazı:

Safer ayının ilk gecesinde yatsının farzını ve sünnetini kıldıktan sonra vitirden önce dört rekât namaz kılınıp birinci rekâtta fâtihadan sonra onbir kere kâfirûn sûresi, ikinci rekâtta onbir kere ihlâs sûresi, üçüncü rekâtta onbir kere felak sûresi, dördüncü rekâtta onbir kere nâs sûresi okunur, selamdan sonra yetmiş kere:

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ وَلَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَ اللّٰهُ اَكْبَرْ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمْ

okunur, peşine de yetmiş kere:

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

âyet-i kerimesi okunur

Safer Ayının Son Çarşambasında İbâdetler

Tarih: 17 Aralık 2014

Safer ayının son çarşamba gecesi, bir de (eski) mart ayının ilk çarşamba gecesi yâni salıyı çarşambaya bağlayan gece akşam namazından sonra bir senelik belalardan korunmak için okunacak dualar:

On iki kere:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ  اَلرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ  إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ

Yüz kere:

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Yüz kere:

بِسْمِ اللّٰهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْئٌ فِي اْلأَرْضِ

وَلَا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ

Yüz kere:

لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ

Yirmi yedi kere Kadr Sûresi:

بِسْمِ اللّٰهِ  الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

 إِنَّآ أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ  وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ  لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ  تَنَزَّلُ الْمَلَآ ئِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ  سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

Sonunda şu salavât-ı şerîfe okunacak:

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍنِ النَّبِيِّ اْلاُمِّيِّ وَعَلَى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ تَسْلِيمًا

Safer Ayının Son Çarşamba Günü Namazı:

Şeyh-i Kâmil Ferîdüddîn Şekergenç Hazretlerinin Hâce Mu‘înüddîn (Kuddise Sirruhû)nun evrâdından nakline göre; her sene üçyüz yirmi bin belâ gökten yere nâzil olur, bunların hepsi de safer ayının son çarşambasında vâki olur. Bu yüzden o gün senenin günlerinin en çetin geçen günü olur.

O gün her kim dört rekât namaz kılar da, her bir rekâtında fâtihadan sonra on yedi kere Kevser suresi, beş kere ihlâs suresi ve birer kere felak-nâs surelerini okur, namaz bittikten sonra da aşağıda zikredilen duâyı okursa Allâh-u Te‘âlâ keremiyle onu o gün yağan bütün belâlardan muhafaza eder ve o günden itibaren bir dahaki senenin tamamına kadar çevresinde hiçbir belâ dolaşmaz.

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِبِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ، سَلَامٌ عَلَيْكُمْ بِمَا صَبَرْتُمْ فَنِعْمَ عُقْبَى الدَّارِ، سَلَامٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ، وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا، وَالسَّلاَمُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا، سَلاَمٌ عَلَيْكَ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّي إِنَّهُ كَانَ بِي حَفِيًّا، وَالسَّلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى، وَسَلاَمٌ عَلٰى عِبَادِهِ الَّذِينَ اصْطَفٰى، سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِلِينَ، سَلاَمٌ قَوْلًا مِنْ رَبٍّ رَحِيمٍ، سَلاَمٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَمِينَ، سَلاَمٌ عَلٰى إِبْرَاهِيمَ، سَلاَمٌ عَلٰى مُوسَى وَهَارُونَ، سَلاَمٌ عَلٰى إِلْيَاسِينَ، وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، سَلاَم ٌعَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَادْخُلُوهَا خَالِدِينَ، سَلَامٌ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ،

Peşine de şu dua yapılır:

«اَللّٰهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي شَهْرِ الصَّفَرِ وَاخْتِمْ لَنَا بِالسَّعَادَةِ وَالظَّفَرِ.»

 بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

«اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَرَسُولِكَ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ وَعَلٰى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ، اَللّٰهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ هٰذَا الشَّهْرِ وَمِنْ شَرِّ هٰذَا الْيَوْمِ وَمِنْ كُلِّ شِدَّةٍ وَبَلاَءٍ وَبَلِيَّةٍنِ الَّتِي قَدَّرْتَ فِيهِ يَا دَهْرُ يَا دَيْهُورُ يَا دَيْهَارُ يَا كَانُ يَا كَيْنُونُ يَا كَيْنَانُ يَا أَزَلُ يَا أَبَدُ يَا مُبْدِئُ يَا مُعِيدُ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَالْإِكْرَامِ يَا ذَا الْعَرْشِ الْمَجِيدِ أَنْتَ تَفْعَلُ مَا تُرِيدُ، اَللّٰهُمَّ احْرُسْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لاَتَنَامُ فِي نَفْسِي وَمَالِي وَأَهْلِي وَأَوْلاَدِي وَدِينِي وَدُنْيَايَ الَّتِي ابْتَلَيْتَنِي بِصُحْبَتِهَا بِحُرْمَةِ اْلأَبْرَارِ وَاْلأَخْيَارِ بِرَحْمَتِكَ يَا عَزِيزُ  يَا غَفَّارُ يَا كَرِيمُ يَا سَتَّارُ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، اَللّٰهُمَّ يَاشَدِيدَ الْقُوٰى يَاشَدِيدَ الْمِحَالِ يَا عَزِيزُ  يَا كَرِيمُ يَا كَبِيرُ يَا مُتَعَالْ، ذَلَّلْتَ بِعِزَّتِكَ جَمِيعَ خَلْقِكَ، اِكْفِنِي وَاكْفِنِي عَنْ جَمِيعِ خَلْقِكَ يَا مُحْسِنُ يَا مُجَمِّلُ يَا مُتَفَضِّلُ يَا مُنْعِمُ يَا مُكْرِمُ يَا اَللّٰهُ لاَ إِلٰهَ اِلاَّ أَنْتَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، اَللّٰهُمَّ يَا لَطِيفُ لَطَفْتَ بِخَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، اُلْطُفْ بِنَا فِي قَضَائِكَ وَعَافِنَا مِنْ بَلاَئِكَ وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِكَ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، اَللّٰهُمَّ بِسِرِّ الْحَسَنِ وَأَخِيهِ وَجَدِّهِ وَأَبِيهِ وَأُمِّهِ وَبَنِيهِ، اِكْفِنِي شَرَّ هٰذَا الْيَوْمِ وَمَا يَنْزِلُ فِيهِ يَا كَافِيَ الْمُهِمَّاتِ يَا دَافِعَ الْبَلِيَّاتِ، فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّٰهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ.»

“Selâm olsun size! Rabbiniz (kullarına acımayı ve) rahmeti (kesin bir vaad olarak fazl-u keremiyle) Kendi (mukaddes) Zât’ına (vacip kılmış ve bu hükmü Arş’ın üstünde bulunan bir kitapta) yazmıştır.” (En‛âm Sûresi:54’ den)

(İslâm’ı yaşamaya) sabretmiş olmanız sebebiyle selâm olsun size! O (dünyâ) yurd(un)un âkıbeti (olan cennet) ne güzel olmuştur!” (Ra’d Sûresi:24)

(İşte o (ölüm meleği ve ona yardımcı ola)nlar:) (Ey Allâh’ın dostları!) Selâm olsun sizlere! (Artık bu andan sonra istenmedik hiçbir şey sizlere ulaşmayacaktır.)

Yapmakta bulunmuş olduğunuz (zikirler ve ibadetler gibi güzel) şeyler vesilesiyle (buyurun) girin o (vaad olunduğunuz Adn) cennet(lerin)e!’ diyeceklerdir.” (Nahl Sûresi:32’ den)

(Allâh-u Te‛âlâ’dan) selâm olsun ona (Yahya’ya); doğduğu günde de, öleceği günde de, diri olarak (kabrinden) çıkarılacağı günde de!” (Meryem Sûresi:15)

Doğduğum günde de, öleceğim günde de, diri olarak (kabrimden) çıkarılacağım günde de (Allâh-u Te‛âlâ’dan) selâm olsun bana! (Meryem Sûresi:33)

“(İbrâhîm (Aleyhisselâm) babasına) dedi ki: “(Benden gelecek bir zarardan) kurtuluş olsun sana! Senin (hidâyete erişerek, affolmaya lâyık bir hâle gelmen) için kesinlikle Rabbimden bağışlanma talebinde bulunacağım.

Gerçekten O bana karşı dâima çok lütufkâr /pek merhametli/çok ikram sahibiolmuştur.” (Meryem Sûresi:47)

“Bütün selâmlar (ve tüm azaplardan kurtuluşlar), hidâyete hakkıyla uyan kimselere âittir!” (Tâha Sûresi:47’den)

“Selâm, O’nun seçmiş olduğu kulları üzerine ol­sun!” (Neml Sûresi:59’dan)

(Bizden gelecek bir zarardan korkmayın, zira tarafımızdan) selamet olsun size (herkes yoluna gidebilir)/! Biz, câhiller(le düşüp kalkmayı ve konuşup görüşmey)i istemeyiz!” (Kasas Sûresi:55’den)

(Cennetliklere şeref vermek için, melekler aracı yapılmaksızın bi’z-Zât) O Rahîm olan Rab(lerin)den (“Ey cennet ehli! Selâm olsun size!”) söz(üy)le bir selâm (verilir)!” (Yâsîn Sûresi:58)

“Âlemler içerisinde (tarafımızdan) Nûh’a selâm (ve esenlik) olsun!” (Sâffât Sûresi:79)

“İbrâhîm’e (tarafımızdan) selâm (ve esenlik) olsun!” (Sâffât Sûresi:109)

Mûsâ ve Hârûn’a da (tarafımızdan) selâm (ve selâmet) olsun!” (Sâffât Sûresi:120)

İlyâs’a da (tarafımızdan) selâm (ve saâdet) olsun!” (Sâffât Sûresi:130)

Selâm olsun o tüm gönderilen (peygamber)lere!” (Sâffât Sûresi:181)

(Şirk ve günah kirlerinden) tertemiz oldunuz! Öyleyse ebedî kalıcılar olarak buraya girin!” (Zümer Sûresi:73’den)

(Başka zamanlarda Allâh-u Te‛âlâ hem bela hem de selâmet takdir ederken,) o (geceki takdirler), fecir doğuncaya kadar ancak bir selâmettir/!” (Kadir Sûresi:5)

Ey Allâh! Safer ayında bize bereket ver! Mut­luluk ve galibiyetle bitirmemizi nasip et! Âmîn!

Ey Allâh! Kulun, Nebîn ve Rasûlün olan Ümmî Peygamber olan Efendimiz Mu­hammed’e ve Ehl-i Beyt’ine ve sahâbesine salât eyle, bere­ketler yağdır ve selam eyle.

Ey Allâh! Muhakkak ki ben bu ayın ve bu günün şerrinden ve senin bu ayda yarattığın her bir belâ ve musîbetten Sana sığınırım.

Ey Ezelî! Ey Bâkî! Ey Kadîm! Ey Mevcûd! Ey Sâbit! Ey Hakk!

Ey (varlığının) başlangıcı olmayan! Ey sonu olmayan! Ey her şeyi yoktan yaratan! Ey her şeyi tekrar diriltecek olan! Ey celal ve ikram sahibi! Ey ulu Arş’ın sahibi! Sen dilediğini yaparsın!

Ey Allâh! Hiç uyumayan kudret gözünle beni, canım, malım, birliktelikleriyle beni imti­hana tâbi tuttuğun çocuklarım, dînim ve dün­yam hakkında mu­hafaza eyle. İyi ve hayırlı kullarının hürmetine bu du­amı kabul eyle! Rah­metinle mua­mele eyle!

Ey yüce! Ey günahları bağışlayan! Ey (kullarına karşı) cömert (olan)! Ey günahları örten! Ey acıyanların en merhametlisi rahmetinle muamele eyle!

“Ey kuvvetleri güçlü ve azâbı şiddetli olan Allâh!

Ey Ken­disi çok güçlü olan! Ey ululuk sahibi! Ey iyilik sahibi! Ey büyük! Ey yüce Allâh! İzzetinle bütün yaratık­larını zelîl kıldın.

Bana kâfî gel, mahlukātına karşı bana kâfî gel!

Ey güzellik veren! Ey yaptığını güzel yapan! Ey güzelleştiren! Ey fazl-u kerem sahibi! Ey in‛am eden! Ey ikram eden! Ey Kendisinden başka hiçbir ilah bulun­mayan! Ey acıyanların en merhametlisi!

Ey gökleri ve yeri yaratma lütfunda bulunan Latîf. Kazâ ve kaderinde bize lütufta bulun. Be­landan bize âfiyet ver. Senin yardımın olmadan hiçbir güç ve kuv­vet yoktur. Ey acıyanların en merhametlisi! Rahme­tinle kabul buyur.

Allâh bize yeter. O ne güzel vekil­dir. O pek yüce ve çok büyük Allâh’ın yardımı olma­dan hiçbir güç ve kuvvet yoktur.

Ey Allâh! Hasen ile kardeşinin, dedesi ile babasının, an­nesi ile oğullarının sırrı hakkı için; bugünün şer­rine ve bugünde inecek olan belaların şerrine karşı bana kâfi gel!

Ey mühim sıkıntılara kâfi gelen ve ey belâları kaldıran!

Onlara karşı muhakkak Allâh sana kâfi gelecektir, O hakkıyla işiten ve hakkıyla bilen­dir!

Allâh, Efendimiz Muhammed’e, Ehl-i Beyti’ne ve eshâbının tümüne salât eylesin.”

Bu Duanın Akabinde On Bir Defa Okunacak Salât-I Münciye

«اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ الْأَهْوَالِ وَاْلأٰفَاتِ، وَتَقْضِي لَنَا بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ، وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّئَاتِ،وَتَـرْفَعُنَا بِهَا أَعْلَى الدَّرَجَاتِ، وَتُبَلِّغُنَا بِهَا أَقْصَى الْغَايَاتِ، مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِي الْحَيَاةِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ، إِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.»

“Ey Allâh! Efendimiz Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine öyle bir salât et ki; onun sebebiyle bizi bütün korkulardan ve âfetlerden kurtarasın, onun sebebiyle bütün ihtiyaçlarımızı göresin, onun sâyesinde bizi bütün günahlardan temizleyesin, onun vesîlesiyle bizi derecelerin en yücesine yükseltesin, yine onun sâyesinde bizi hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştırasın. Muhakkak Sen her şeye kādirsin.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s